Hakan Uçar

Tedavi rehberi

Hiperlipidemi (Kolesterol Yüksekliği) Tedavisi Nedir?

Tedavi rehberi 28 dk okuma
Hiperlipidemide LDL, trigliserit ve Lp(a) ölçümlerinin ayrı değerlendirildiğini gösteren şema

Hiperlipidemi, kanda kolesterol ve/veya trigliserit gibi yağların normalden yüksek olmasıdır. Tedavi; kişinin toplam kalp-damar hastalığı riskine, eşlik eden hastalıklarına ve hangi kılavuzun uygulandığına göre yaşam tarzı düzenlemelerini, LDL-kolesterolü düşüren ilaçları ve bazı durumlarda trigliserit düşürücü tedavileri içerir. Amaç yalnızca kan tahlilindeki sayıyı değiştirmek değil, kalp krizi ve inme gibi olayların olasılığını azaltmaktır.[1,2]

Bu yazı genel hasta eğitimidir; tanı, kişisel doz veya reçete yerine geçmez. Yayına alınmadan önce hekim incelemesi gerekir.

Hiperlipidemi nedir?

Kanda taşınan yağların önemli bir bölümü lipoprotein adı verilen parçacıkların içinde bulunur. Lipoproteinler, yağları kan yoluyla dokulara taşıyan yapılardır. Kolesterolün kendisi vücut için gereklidir; hücre zarlarının ve bazı hormonların yapımında kullanılır. Ancak bazı lipoproteinlerin uzun süre yüksek olması damar duvarında yağ birikimini ve damar sertliğini kolaylaştırabilir.

Damar sertliği (ateroskleroz), damar duvarında kolesterol, yağ ve iltihapla ilişkili birikimlerin oluşmasıdır. Bu süreç kalp damarlarını, beyin damarlarını ve bacak damarlarını etkileyebilir. Bacak damarı tablosu ayrı bir sayfada, periferik arter hastalığı olarak ele alınır.

Lipid ölçümleri ne anlama gelir?

LDL-C: “kötü kolesterol”

LDL-C, düşük yoğunluklu lipoproteinlerin taşıdığı kolesterol miktarıdır. Halk arasında “kötü kolesterol” denir. LDL parçacıkları damar duvarına kolesterol taşıyabildiği için yüksek LDL-C, damar sertliğiyle ilişkili önemli bir risk faktörüdür.[1,2]

LDL-C tedavisinde yalnızca mevcut değer değil; kişinin kalp-damar hastalığı riski, yaşı, diyabeti, böbrek hastalığı, daha önce kalp krizi veya inme geçirip geçirmediği birlikte değerlendirilir.

Non-HDL-C

Non-HDL-C, total kolesterolden HDL-kolesterolün çıkarılmasıyla hesaplanır. HDL, yüksek yoğunluklu lipoproteindir ve halk arasında “iyi kolesterol” olarak bilinir. Non-HDL-C; LDL dışında, damar sertliğine katkıda bulunabilen diğer kolesterol taşıyan parçacıkları da kapsar.

Trigliseritler yüksek olduğunda veya LDL-C tek başına tüm riski yansıtmadığında non-HDL-C yararlı bir tamamlayıcı ölçüm olabilir.[1]

Trigliseritler

Trigliserit, kanda ve yağ dokusunda bulunan bir yağ türüdür. Yüksek trigliserit; fazla kilo, diyabetin iyi kontrol edilmemesi, alkol kullanımı, bazı ilaçlar, böbrek veya tiroit hastalıkları ve kalıtsal özelliklerle ilişkili olabilir.

Trigliserit yüksekliği LDL-C yüksekliğinden farklı bir sorundur. Trigliseritler özellikle çok yükseldiğinde akut pankreatit, yani pankreasın ani ve ağrılı iltihabı, riski artabilir. Şiddetli trigliserit yüksekliği genellikle 500 mg/dL ve üzeri değerler için kullanılır; klinik değerlendirme ölçümün tekrarlanmasını ve eşlik eden nedenlerin araştırılmasını gerektirir.[1]

ApoB

Apolipoprotein B (apoB), LDL, çok düşük yoğunluklu lipoprotein ve diğer aterojenik, yani damar sertliğine katkıda bulunabilen parçacıkların yüzeyinde bulunan temel bir proteindir. ApoB ölçümü, kanda damar açısından riskli parçacıkların toplam sayısı hakkında bilgi verebilir.

LDL-C ile apoB çoğu kişide benzer yönde değişir; ancak trigliserit yüksekliği, diyabet, metabolik sendrom veya düşük HDL durumlarında parçacık sayısı LDL-C’nin gösterdiğinden daha yüksek olabilir.[1,2]

Lp(a): LDL’den ayrı bir risk göstergesi

Lipoprotein(a), kısaca Lp(a), LDL’ye benzeyen ancak ek olarak apolipoprotein(a) taşıyan özel bir lipoproteindir. Lp(a), kalp-damar hastalığı riskiyle bağımsız olarak ilişkilidir ve düzeyi büyük ölçüde kalıtsaldır.

Lp(a), LDL-C’nin başka bir adı değildir. Lp(a) yüksekliği, LDL-C normal olsa bile ek risk göstergesi olabilir. LDL-C tedavisi Lp(a)’yı güvenilir biçimde düzeltmez. Nasıl yorumlanacağı Lipoprotein(a) yüksekliği yazısında ayrıntılıdır. Günümüzde Lp(a)’yı doğrudan düşürüp kalp-damar olaylarını azalttığı kesin gösterilmiş rutin bir tedavi yoktur; yeni tedaviler araştırılmaktadır.[1]

LDL, trigliserit taşıyan parçacıklar ve Lp(a)’nın damar duvarı üzerindeki farklı etkilerinin şeması
LDL-C, trigliseritler ve Lp(a) aynı şey değildir; her biri ayrı yorumlanır.

Tedavi hedefleri neden kişiye göre değişir?

Tedavi hedefi, kişinin toplam kalp-damar riski temelinde belirlenir. Bu risk; yaş, tansiyon, sigara, diyabet, böbrek hastalığı, aile öyküsü, mevcut damar hastalığı ve lipid ölçümleri birlikte değerlendirilerek tahmin edilir.

ESC/EAS ile ACC/AHA kılavuzları aynı temel ilkeyi paylaşsa da risk sınıflaması, tedaviye başlama yaklaşımı ve LDL-C hedeflerinin kullanımı bakımından farklılıklar içerir.[1,2] Bu nedenle:

  • Herkes için geçerli tek bir LDL-C hedefi yoktur.
  • Aynı LDL-C değeri, farklı kişilerde farklı anlam taşıyabilir.
  • Kalp krizi veya inme geçirmiş bir kişide yaklaşım, daha önce damar hastalığı olmayan bir kişiden farklıdır.
  • Kılavuz seçimi, ülke uygulamaları ve klinik durum birlikte değerlendirilir.

Mutlak yarar neden başlangıç riskine bağlıdır?

Tedavinin mutlak yararı, bir kişinin tedavi olmadan karşılaşabileceği başlangıç riskine ve LDL-C’de sağlanan mutlak düşüşe bağlıdır. Aynı miktarda LDL-C düşüşü, başlangıç riski yüksek bir kişide daha fazla olayın önlenmesini sağlayabilir.

Statin çalışmalarının geniş bir meta-analizinde, LDL-C’de her 1 mmol/L düşüşle yaklaşık beş yıllık dönemde majör damar olaylarında yaklaşık beşte bir oranında göreceli azalma görülmüştür. Kişiye sağlanan mutlak yarar yine başlangıç riskine ve elde edilen düşüşe bağlıdır.[3]

Toplam kalp-damar riskinin diyabet, yaşam tarzı, karaciğer ve ilaç tedavisiyle birlikte değerlendirilmesi
Tedavi hedefi tek bir kolesterol sayısına değil; toplam riske göre belirlenir.

Tedavinin temel bileşenleri

Yaşam tarzı değişiklikleri

Yaşam tarzı düzenlemeleri, ilaç kullanılsın veya kullanılmasın tedavinin temelidir. Genel olarak sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve balık içeren dengeli beslenme; doymuş yağların ve sanayi tipi trans yağların azaltılması; şekerli içeceklerin ve rafine karbonhidratların sınırlandırılması; alkolün azaltılması veya bırakılması; düzenli fiziksel aktivite; fazla kilo varsa sürdürülebilir kilo kaybı; sigaranın bırakılması; diyabet, tansiyon ve tiroit hastalıklarının uygun yönetimi önerilir.[1,2]

Yaşam tarzı değişiklikleri LDL-C’yi her zaman tek başına yeterli düzeye indirmeyebilir. Bilinen damar hastalığı, ailesel hiperkolesterolemi veya çok yüksek LDL-C varlığında ilaç tedavisini geciktirmek uygun olmayabilir.

Statinler

Statinler, karaciğerde kolesterol üretimini azaltarak LDL-C’nin kandan temizlenmesini artıran ilaçlardır. LDL-C düşürmenin yanı sıra kalp krizi, inme ve damar girişimleri gibi önemli kalp-damar olaylarını azaltma konusunda en güçlü ve en uzun süreli kanıta sahip ilaç gruplarındandır.[13]

Statinlerin tedavi yoğunluğu, kişinin riskine ve tolere edebildiği tedaviye göre belirlenir. Bu yazı kişisel ilaç seçimi veya doz önerisi içermez.

Ezetimib

Ezetimib, bağırsaktan kolesterol emilimini azaltır. Tek başına veya statine ek olarak kullanılabilir. Özellikle statinle hedeflenen LDL-C düşüşü sağlanamadığında, statinin tolere edilen düzeyine ek bir seçenek olarak değerlendirilir.

Kalp krizi sonrası yüksek riskli kişilerde ezetimibin statine eklenmesini inceleyen IMPROVE-IT çalışmasında klinik sonuçlarda iyileşme bildirilmiştir. Bu sonuç, ezetimibin yalnızca laboratuvar değerini değiştiren bir tedavi olmadığını; uygun klinik bağlamda olay azaltma kanıtı bulunduğunu gösterir.[4]

PCSK9 monoklonal antikorları

PCSK9, LDL reseptörlerinin, yani karaciğerin LDL parçacıklarını kandan temizlemesine yardımcı olan yapıların, parçalanmasını artıran bir proteindir. PCSK9 monoklonal antikorları olan evolokumab ve alirokumab bu proteini engelleyerek LDL-C’yi belirgin biçimde düşürür.

Bu ilaçlar genellikle çok yüksek riskli kişilerde, statin ve uygun ek tedaviye rağmen LDL-C yeterince düşmediğinde veya tedavi seçenekleri sınırlı olduğunda değerlendirilir. FOURIER ve ODYSSEY OUTCOMES çalışmalarında, bilinen damar hastalığı olan yüksek riskli kişilerde statine eklenmeleri önemli kalp-damar olaylarında azalma sağlamıştır.[5,6]

Alirokumab çalışmasında, yakın zamanda akut koroner sendrom geçiren kişilerde ana kalp-damar olayları alirokumab grubunda %9,5, plasebo grubunda %11,1 olarak bildirilmiştir; bu sonuç belirli bir yüksek riskli çalışma grubuna aittir ve herkes için aynı yarar anlamına gelmez.[6]

İnklisiran

İnklisiran, karaciğerde PCSK9 üretimini azaltan bir RNA temelli tedavidir. Klinik çalışmalarda yaklaşık %50 düzeyinde LDL-C düşüşü sağlamıştır.[7]

Bununla birlikte inklisiranın LDL-C düşürücü etkisi kanıtlanmış olsa da kalp krizi, inme veya ölüm gibi klinik sonuçları azalttığı henüz kesin olarak gösterilmemiştir. Sonuç çalışmaları devam etmektedir. LDL-C düşüşü, kanıtlanmış klinik olay azalmasıyla karıştırılmamalıdır.[7]

Bempedoik asit

Bempedoik asit, karaciğerde kolesterol üretim yolunun farklı bir basamağını etkileyerek LDL-C’yi düşürür. Statinleri tolere edemeyen veya kullanamayan, kalp-damar hastalığı bulunan ya da yüksek risk taşıyan kişilerde seçenek olarak değerlendirilebilir.

CLEAR Outcomes çalışmasında statin intoleransı olan kişilerde bempedoik asit, majör kalp-damar olaylarının daha az görülmesiyle ilişkili bulunmuştur. Çalışmada gut, safra taşı ve ürik asit düzeyinde artış daha sık bildirilmiştir.[8]

Fibratlar

Fibratlar, özellikle trigliseritleri düşürmeye ve bazı kişilerde HDL-kolesterolü artırmaya yarayan ilaçlardır. Kullanım kararı trigliserit düzeyi, pankreatit riski, böbrek fonksiyonu ve diğer ilaçlarla etkileşimler dikkate alınarak verilir.

Fibratlar, LDL-C düşürücü tedavinin yerine otomatik olarak konulmaz. Trigliseritleri yüksek kişilerde kalp-damar olaylarını azaltmadaki kanıtları, statinlerin veya bazı LDL-düşürücü ek tedavilerin kanıtlarıyla aynı değildir. Bazı fibrat-statin kombinasyonlarında kas ve diğer yan etki riskleri artabilir; tıbbi gözetim gerekir.[1]

Reçeteli omega-3 yağ asitleri

Reçeteli omega-3 yağ asitleri, yüksek trigliseritleri düşürmek için kullanılabilir. EPA ve DHA içeren ürünler trigliseritleri belirgin biçimde düşürebilir; bazı formülasyonlarda LDL-C artışı görülebilir. EPA ağırlıklı tedavilerde bu artış aynı şekilde görülmeyebilir.

Trigliserit düşmesi, otomatik olarak kalp-damar olaylarının azalacağı anlamına gelmez. Belirli yüksek riskli kişilerde statine eklenen saf EPA ile yapılan REDUCE-IT çalışmasında majör kalp-damar olaylarında azalma bildirilmiştir; bu bulgu yalnızca çalışmadaki hasta profiline ve kullanılan tedaviye genellenebilir.[9] Reçetesiz takviyeler, reçeteli ve klinik çalışmalarda incelenmiş ürünlerle eşdeğer kabul edilmemelidir.

Hiperlipidemi tedavisinde yaşam tarzı, statin ve ek ilaç basamaklarının lipoproteinlerle ilişkisi
Yaşam tarzı temeldir; ilaç basamakları riske ve laboratuvar yanıtına göre eklenir. Bu şema kişisel doz önerisi değildir.

Özel hasta gruplarında tedavi yaklaşımı

Primer korunma

Primer korunma, daha önce kalp krizi, inme veya bilinen damar hastalığı olmayan kişilerin ilk olayı önlemeye yönelik yaklaşımıdır.

Bu grupta karar; LDL-C, yaş, tansiyon, sigara, diyabet, böbrek hastalığı, aile öyküsü ve tahmini toplam kalp-damar riski birlikte değerlendirilerek verilir. Yaşam tarzı düzenlemeleri temel olmakla birlikte, yüksek riskli kişilerde statin tedavisi gündeme gelebilir.[1,2]

Kişinin kendi riskini yalnızca tek bir kolesterol değeriyle değerlendirmesi doğru değildir.

Bilinen ASCVD: sekonder korunma

Aterosklerotik kardiyovasküler hastalık (ASCVD), damar sertliğine bağlı kalp krizi, iskemik inme veya bilinen koroner, beyin ya da bacak damar hastalığıdır. Sekonder korunma, bu olaylardan biri yaşandıktan sonra yeni olayları önlemeye yönelik tedavidir.

Bu kişiler genellikle yüksek veya çok yüksek risk grubundadır. LDL-C düşürücü tedavinin sürekliliği, tedaviye uyum ve gerektiğinde ilaç kombinasyonları önem taşır. Statine ezetimib eklenmesi IMPROVE-IT’te, PCSK9 monoklonal antikorları ise uygun yüksek riskli gruplarda olay azaltıcı kanıt taşır.[46]

Diyabet

Diyabet, kalp-damar hastalığı riskini artırabilir ve trigliserit yüksekliğiyle birlikte görülebilir. Tedavi kararı diyabetin süresi, yaş, böbrek fonksiyonu, mevcut damar hastalığı ve diğer risk faktörlerine göre verilir.[1,2]

Diyabetli kişilerin önemli bir bölümünde LDL-C düşürme tedavisi, risk değerlendirmesinin bir parçası olarak gündeme gelir. Diyabet kontrolünün iyileştirilmesi, beslenme, fiziksel aktivite ve kilo yönetimi trigliseritler açısından da yararlı olabilir.

Statinlerle diyabet gelişimi veya kan şekeri düzeyinde küçük bir artış sinyali bildirilmiştir. Bu risk genellikle kalp-damar olaylarını önlemedeki yararla birlikte değerlendirilir; ilaç kararı kişiye göredir.[1,3]

Kronik böbrek hastalığı

Kronik böbrek hastalığı, böbreklerin en az üç ay boyunca yapısal veya işlevsel bozukluk göstermesidir. Bu durum kalp-damar riskini artırabilir ve ilaç seçimini etkileyebilir.[1,2]

Böbrek fonksiyonu, kullanılan ilaçların güvenliği ve olası etkileşimler dikkate alınır. İleri böbrek hastalığı, açıklanamayan lipid bozukluğu veya tedaviye yanıt alınamaması durumunda nefroloji ve kardiyoloji veya lipidoloji değerlendirmesi yararlı olabilir.

Ailesel hiperkolesterolemi

Ailesel hiperkolesterolemi (FH), LDL-C’nin genetik olarak çok yüksek olduğu kalıtsal bir hastalıktır. Şu ipuçları FH olasılığını artırabilir:[10]

  • Genç yaştan itibaren çok yüksek LDL-C
  • Ailede erken yaşta kalp krizi veya damar hastalığı
  • Tendon ksantomları, yani tendonlarda kolesterol birikimine bağlı sert kabarıklıklar
  • Kornea arkusu, yani gözün renkli kısmının çevresinde yağ birikimine bağlı beyazımsı halka
  • Birinci derece akrabalarda benzer kolesterol yüksekliği

FH tanısı yalnızca tek bir laboratuvar sonucu ile konulmaz. İlaçlar, tiroit hastalığı, böbrek hastalığı ve diğer ikincil nedenler de değerlendirilir. Genetik test bazı kişilerde tanıyı destekleyebilir.

FH tanısı alan kişinin anne, baba, kardeş ve çocukları gibi birinci derece akrabalarında lipid taraması yapılması önemlidir. Buna kaskad tarama denir. FH’de tedaviye erken başlamak, düzenli takip ve çoğu zaman birden fazla tedavinin birlikte kullanılması gerekebilir.[10]

Şiddetli trigliserit yüksekliği ve pankreatit riski

Trigliseritler 500 mg/dL veya üzerine çıktığında pankreatit riski önem kazanır.[1] Bu durumda diyabet, alkol, böbrek ve tiroit hastalıkları gibi ikincil nedenler araştırılır; beslenme ve kilo yönetimi planlanır; trigliserit düşürücü ilaç gerekip gerekmediği değerlendirilir. LDL-C ve diğer kalp-damar riskleri ayrıca ele alınır.

Trigliserit düşürmek ile LDL-C düşürmek aynı tedavi hedefi değildir. Çok yüksek trigliseritlerde öncelik pankreatit riskini azaltmak olabilir.

Gebelik

Gebelikte anne ve bebeğin güvenliği önceliklidir. Kolesterol düşürücü ilaçların önemli bir bölümü gebelik planlanırken, gebelik sırasında veya emzirme döneminde yeniden değerlendirilir.[1,2]

Gebelik planlayan, gebe olan veya emziren kişiler tüm reçeteli ve reçetesiz ilaçlarını hekimleriyle görüşmelidir. İlaç kesme veya yeniden başlama kararı kişisel tıbbi değerlendirme olmadan verilmemelidir. FH veya çok yüksek trigliserit gibi özel durumlarda kadın doğum, kardiyoloji ve lipidoloji birlikte değerlendirme yapabilir.

İleri yaş ve kırılganlık

İleri yaş tek başına tedaviye engel değildir. Ancak kırılganlık, yani kişinin fiziksel dayanıklılığının, kas gücünün ve günlük işlevlerinin azalması, tedavinin yarar-zarar dengesini değiştirebilir.[1,2]

Karar verilirken yaşam beklentisi, mevcut hastalıklar, bilişsel ve fiziksel durum, kullanılan diğer ilaçlar, düşme riski ve kişinin tercihleri dikkate alınır.

Statin intoleransı

Statin intoleransı, statin kullanımı sırasında ortaya çıkan ve kişinin tedaviyi sürdürmesini zorlaştıran kas yakınmaları veya diğer sorunlardır. Kas ağrısı ve güçsüzlük gerçek ve dikkate alınması gereken belirtilerdir; hastanın şikâyeti küçümsenmemelidir.

Bununla birlikte statin kullanan her kişide ortaya çıkan kas belirtisinin nedeni statin olmayabilir. Klinik çalışmalarda beklentinin yan etki algısını artırabildiği nocebo etkisi gösterilmiştir. Bu durum şikâyetlerin “uydurma” olduğu anlamına gelmez; nedenin dikkatle araştırılması gerektiğini gösterir.[1,8]

Hekim uygun görürse belirtilerin statinle zaman ilişkisi incelenebilir; tiroit bozukluğu, yoğun egzersiz, vitamin eksikliği veya başka ilaçlar değerlendirilebilir; gerekli durumlarda CK ölçümü yapılabilir; farklı bir statin, farklı bir kullanım düzeni veya daha düşük tolere edilen yoğunluk denenebilir; statin dışı LDL-C düşürücü tedaviler eklenebilir.

Bu kontrollü yeniden denemeye rechallenge denir. Şiddetli kas ağrısı, belirgin güçsüzlük veya koyu renkli idrar varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Güvenlilik, takip ve laboratuvar kontrolleri

Kas belirtileri ve CK

Statin tedavisi sırasında kas ağrısı, hassasiyet veya güçsüzlük görülebilir. Bu yakınmaların çoğu ciddi değildir; ancak şiddetli veya ilerleyici belirtiler değerlendirilmelidir.

CK (kreatin kinaz), kas hasarı hakkında bilgi veren bir kan testidir. CK genellikle herkeste düzenli aralıklarla otomatik olarak ölçülmez; belirti, özel risk veya klinik şüphe varsa istenir. Yoğun egzersiz de CK’yı yükseltebileceğinden sonuçlar klinik durumla birlikte yorumlanır.[1]

Karaciğer testleri

Statin veya diğer lipid ilaçları başlanırken kişinin klinik durumuna göre karaciğer enzimleri değerlendirilebilir. Rutin takip sıklığı kişiye ve kullanılan tedaviye göre değişir. Açıklanamayan sarılık, koyu idrar, belirgin halsizlik veya karın ağrısı gibi belirtilerde sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.

Kan şekeri ve ilaç etkileşimleri

Statinlerle kan şekeri düzeylerinde küçük artışlar veya diyabet gelişimi yönünde sınırlı bir sinyal bildirilmiştir. Bu risk, özellikle zaten diyabet riski yüksek kişilerde dikkate alınabilir; yüksek kalp-damar riskinde LDL-C düşürmenin yararı çoğu zaman birlikte tartılır.[1,3]

Bazı antibiyotikler, mantar ilaçları, kalp ritmi ilaçları, bağışıklık baskılayıcılar, kan sulandırıcılar ve bitkisel ürünler lipid ilaçlarıyla etkileşebilir. Kullanılan tüm ilaçlar, vitaminler ve bitkisel ürünler bildirilmelidir. Kişi kendi başına ilaç kesmemeli, doz değiştirmemeli veya başka bir ilaca geçmemelidir.

Tedaviye uyum ve kombinasyon

Lipid tedavileri çoğu zaman uzun sürelidir. İlaçların düzensiz kullanılması veya erken bırakılması LDL-C’nin yeniden yükselmesine yol açabilir.

Takipte genellikle başlangıç lipid profili ve eşlik eden riskler değerlendirilir; tedavi başlandıktan veya değiştirildikten sonra uygun zamanda lipid profili kontrol edilir; LDL-C, non-HDL-C, trigliseritler ve gerektiğinde apoB birlikte yorumlanır; yan etkiler, etkileşimler ve uyum gözden geçirilir. Yeterli LDL-C düşüşü sağlanamıyorsa kombinasyon tedavisi veya uzman görüşü değerlendirilir.[1,2]

Kombinasyon tedavisi, farklı mekanizmalarla çalışan ilaçların birlikte kullanılmasıdır. Amaç daha fazla LDL-C düşüşünü, mümkün olan en uygun güvenlilik ve uyumla sağlamaktır.

Lipid tedavisinde risk faktörlerinin izlenmesi, damar yükünün takibi ve tedaviye uyum
Takip yalnız bir sayıya bakmaz; belirtiler, laboratuvar, uyum ve eşlik eden riskler birlikte gözden geçirilir.

Hangi durumlarda uzman görüşü yararlı olabilir?

Aşağıdaki durumlarda kardiyoloji, endokrinoloji, nefroloji veya lipidoloji görüşü düşünülebilir:

  • Genç yaştan beri çok yüksek LDL-C
  • FH şüphesi veya ailede erken kalp-damar hastalığı
  • Kalp krizi, inme veya bilinen damar hastalığı
  • Tedaviye rağmen LDL-C’nin yüksek kalması
  • Birden fazla ilaca rağmen hedefe ulaşılamaması
  • Tekrarlayan veya ciddi statin ilişkili belirtiler
  • Trigliseritlerin çok yüksek olması veya pankreatit öyküsü
  • Gebelikte FH veya ağır trigliserit yüksekliği
  • İleri böbrek ya da karaciğer hastalığı

Risk temelli karar yolu

Aşağıdaki yol genel eğitim amacı taşır; kişisel tedavi kararı yerine geçmez.

  1. Lipid profili doğrulanır; gerekirse non-HDL-C, apoB ve Lp(a) eklenir.
  2. Kalp krizi, iskemik inme veya bilinen damar hastalığı varsa sekonder korunma değerlendirilir.
  3. Diyabet, kronik böbrek hastalığı, FH, çok yüksek trigliserit, gebelik, ileri yaş-kırılganlık ve statin intoleransı ayrı not edilir.
  4. ESC/EAS veya ACC/AHA yaklaşımı klinik bağlama göre seçilir; tek bir evrensel LDL-C hedefi kullanılmaz.
  5. LDL-C düşürücü tedavi ile trigliserit düşürücü tedavi birbirinden ayrılır.
  6. Lipid profili, uyum, kas belirtileri, karaciğer ve böbrek işlevleri ile etkileşimler izlenir.
  7. Yeterli yanıt yoksa önce uyum ve ikincil nedenler incelenir; ardından ezetimib, PCSK9 monoklonal antikorları, bempedoik asit veya uygun bağlamda diğer seçenekler değerlendirilir. İnklisiran LDL-C düşürür; klinik olay yararı henüz kesinleşmemiştir.[1,2,7]

Yaygın mitler ve gerçekler

Mit: “Kolesterol tamamen zararlıdır.” Gerçek: Kolesterol vücut için gerekli bir maddedir. Sorun, özellikle damar sertliğiyle ilişkili lipoproteinlerin uzun süre yüksek kalmasıdır.

Mit: “Sadece kilolu kişilerde kolesterol yüksek olur.” Gerçek: Zayıf kişilerde de genetik özellikler, diyabet, tiroit hastalığı veya başka nedenlerle kolesterol yüksek olabilir.

Mit: “İlaç başlarsam diyet yapmama gerek kalmaz.” Gerçek: Yaşam tarzı düzenlemeleri hem LDL-C hem trigliseritler hem de genel kalp-damar riski için önemlidir.

Mit: “Kas ağrısı varsa statin kesinlikle alerji yapmıştır.” Gerçek: Kas ağrısı gerçek bir belirti olabilir; ancak her zaman ilacın doğrudan etkisi değildir. Neden araştırılmalı ve güvenli yeniden değerlendirme yapılmalıdır.

Mit: “İnklisiran LDL’yi düşürdüğüne göre kalp krizini önlediği kesinleşmiştir.” Gerçek: LDL-C düşüşü gösterilmiştir; klinik olayları azaltma kanıtı henüz tamamlanmamıştır.[7]

Mit: “Trigliserit düşerse tüm kalp-damar riski ortadan kalkar.” Gerçek: Trigliserit düşürmek özellikle çok yüksek değerlerde pankreatit riskini azaltma açısından önemli olabilir; LDL-C ve diğer riskler ayrıca değerlendirilmelidir.

Hekiminize neler sorabilirsiniz?

  • Benim toplam kalp-damar riskim hangi düzeydedir?
  • LDL-C, non-HDL-C, trigliserit ve gerekirse apoB sonuçlarım nasıl yorumlanıyor?
  • Lp(a) ölçümü benim için uygun mu?
  • Uygulanan kılavuz ve tedavi hedefi nedir?
  • Tedavinin beklenen mutlak yararı nedir?
  • Statin kullanırken hangi belirtilerde haber vermeliyim?
  • CK veya karaciğer testlerine ihtiyacım var mı?
  • Kullandığım ilaçlar veya takviyeler etkileşime giriyor mu?
  • Ailesel hiperkolesterolemi olasılığı var mı; aile bireylerimin taranması gerekir mi?
  • Trigliserit yüksekliğimin ikincil bir nedeni olabilir mi?
  • Tedaviye ne zaman yanıt kontrolü yapılacak?
  • LDL-C yeterince düşmezse hangi ek seçenekler değerlendirilebilir?
  • Gebelik planı, böbrek hastalığı veya ileri yaş durumum tedaviyi nasıl etkiler?

Prof. Dr. Hakan Uçar bağlamı

Bu paket için doğrulanabilen kaynaklar arasında Prof. Dr. Hakan Uçar’a ait doğrulanmış bir hiperlipidemi sonuç yayını bulunmamaktadır. Bu nedenle kendisine belirli bir tedavi hacmi, ilaç veya başarı oranı atfedilmemektedir.

Sık sorulan sorular

Hayır. Hiperlipidemi çoğu kişide belirti oluşturmaz ve genellikle kan testiyle fark edilir. Riskli kişilerin uygun aralıklarla değerlendirilmesi önemlidir.

Hayır. Tansiyon, sigara, diyabet, böbrek hastalığı, aile öyküsü, Lp(a) ve bilinen damar hastalığı gibi başka riskler de vardır. LDL-C tek başına tüm riski göstermez.[1,2]

Hayır. HDL-kolesterolün yüksek olması LDL-C yüksekliğini etkisiz hâle getirmez. Tedavi kararı tüm risk profiline göre verilir.

Hayır. Lp(a), LDL-C’den ayrı, büyük ölçüde kalıtsal ve bağımsız bir risk göstergesidir. Ayrı bir yazıda daha ayrıntılı ele alınır.

Hayır. LDL-C düşürmede statinler ve bazı ek tedaviler öne çıkarken, trigliserit yüksekliğinde beslenme, diyabet kontrolü, alkolün azaltılması ve gerektiğinde fibrat veya reçeteli omega-3 tedavileri değerlendirilir.[1,9]

Hayır. Kas belirtileri bazı kişilerde görülür. Belirtiler gerçek olabilir; ancak her kas ağrısının nedeni statin değildir. Nocebo etkisi de katkıda bulunabilir ve yakınmalar küçümsenmeden araştırılmalıdır.[1]

Genellikle CK testi, kas belirtisi veya özel risk varsa istenir. Sonuç yoğun egzersiz ve diğer nedenler dikkate alınarak yorumlanır.

Statinlerle kan şekeri artışı ve diyabet gelişimi yönünde küçük bir sinyal vardır. Kalp-damar riski yüksek kişilerde LDL-C düşürmenin yararı çoğu zaman bu riskle birlikte değerlendirilir.[1,3]

Hayır. Tolere edilen statin yaklaşımının yeniden değerlendirilmesi, ezetimib, bempedoik asit veya uygun kişilerde diğer LDL-C düşürücü tedaviler gündeme gelebilir. Seçim klinik duruma göre yapılır.[4,8]

İnklisiranın LDL-C düşürücü etkisi kanıtlanmıştır; ancak kalp-damar olaylarını azalttığı henüz kesinleşmemiştir. LDL düşüşü ile klinik olay yararı aynı kavram değildir.[7]

LDL-C, aile öyküsü ve gerekirse Lp(a) değerlendirilmelidir. FH şüphesi varsa birinci derece akrabaların taranması için hekimle görüşmek yararlı olabilir.[10]

Hayır. Beslenme, fiziksel aktivite, sigarayı bırakma, kilo yönetimi ve tansiyon-diyabet kontrolü ilaç tedavisinin tamamlayıcısıdır.[1,2]

Çok yüksek trigliseritler profesyonel değerlendirme gerektirir. Şiddetli üst karın ağrısı, bulantı veya kusma varsa pankreatit riski nedeniyle acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.

Hiperlipidemi çoğu zaman belirti vermediği için kişinin kendini iyi hissetmesi tedavinin artık gerekli olmadığını göstermez. Bırakma veya değiştirme kararı hekimle birlikte verilmelidir.

Tedavi süresi kişinin riskine, eşlik eden hastalıklarına, yaşına ve tedaviye yanıtına göre değişir. Bilinen damar hastalığı veya FH gibi durumlarda uzun süreli tedavi gerekebilir.[1,10]

Literatür

Kaynakça

  1. Mach F, Baigent C, Catapano AL, ve ark. 2019 ESC/EAS Guidelines for the management of dyslipidaemias. European Heart Journal. 2020;41:111–188. DOI: 10.1093/eurheartj/ehz455 PMID: 31504418.

  2. Grundy SM, Stone NJ, Bailey AL, ve ark. 2018 AHA/ACC/AACVPR/AAPA/ABC/ACPM/ADA/AGS/APhA/ASPC/NLA/PCNA Guideline on the Management of Blood Cholesterol. Circulation. 2019;139:e1082–e1143. DOI: 10.1161/CIR.0000000000000625 PMID: 30586774.

  3. Cholesterol Treatment Trialists’ (CTT) Collaborators. Efficacy and safety of cholesterol-lowering treatment: prospective meta-analysis of data from 90 056 participants in 14 randomised trials of statins. Lancet. 2005;366:1267–1278. DOI: 10.1016/S0140-6736(05)67394-1 PMID: 16214597.

  4. Cannon CP, Blazing MA, Giugliano RP, ve ark. Ezetimibe Added to Statin Therapy after Acute Coronary Syndromes. New England Journal of Medicine. 2015;372:2387–2397. DOI: 10.1056/NEJMoa1410489 PMID: 26039521.

  5. Sabatine MS, Giugliano RP, Keech AC, ve ark. Evolocumab and Clinical Outcomes in Patients with Cardiovascular Disease. New England Journal of Medicine. 2017;376:1713–1722. DOI: 10.1056/NEJMoa1615664 PMID: 28304224.

  6. Schwartz GG, Steg PG, Szarek M, ve ark. Alirocumab and Cardiovascular Outcomes after Acute Coronary Syndrome. New England Journal of Medicine. 2018;379:2097–2107. DOI: 10.1056/NEJMoa1801174 PMID: 30403574.

  7. Ray KK, Wright RS, Kallend D, ve ark. Two Phase 3 Trials of Inclisiran in Patients with Elevated LDL Cholesterol. New England Journal of Medicine. 2020;382:1507–1519. DOI: 10.1056/NEJMoa1912387 PMID: 32187462.

  8. Nissen SE, Lincoff AM, Brennan D, ve ark. Bempedoic Acid and Cardiovascular Outcomes in Statin-Intolerant Patients. New England Journal of Medicine. 2023;388:1353–1364. DOI: 10.1056/NEJMoa2215024 PMID: 36876740.

  9. Bhatt DL, Steg PG, Miller M, ve ark. Cardiovascular Risk Reduction with Icosapent Ethyl for Hypertriglyceridemia. New England Journal of Medicine. 2019;380:11–22. DOI: 10.1056/NEJMoa1812792 PMID: 30415628.

  10. Nordestgaard BG, Chapman MJ, Humphries SE, ve ark. Familial hypercholesterolaemia is underdiagnosed and undertreated in the general population: guidance for clinicians to prevent coronary heart disease. European Heart Journal. 2013;34:3478–3490. DOI: 10.1093/eurheartj/eht273 PMID: 23934773.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez. Acil durumda 112’ye başvurunuz.